Kültür Yolu Festivali: Sanatı Anadolu'nun Dört Bir Yanına Taşıyan Vizyon
Son yıllarda Türkiye, kültür ve sanat alanında tarihinin en geniş çaplı hamlelerinden birine tanıklık ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın öncülüğünde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali; sanatı yalnızca büyük şehirlere değil, Anadolu'nun dört bir yanına taşıyan kapsamlı bir devlet vizyonunun ürünü.
İstanbul Beyoğlu'nda başlayan festival, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un liderliğinde hızla ülke geneline yayıldı. Bakanlığın hedefi açık: şehir sayısını artırarak ülkenin eşsiz kültür ve sanat mirasını hem yerel halka hem de dünyaya tanıtmak. Bu vizyon karşılığını buldu; 2025'te 20 şehirde 180 gün süren festival 22 milyon katılımcıya ulaştı, 2026'da ise 26 şehirde devam ediyor.
Peki bu büyük takvimde neler var? Neredeyse her sanat dalı... Dünyaca ünlü isimlerin sahne aldığı konserler, opera ve bale gösterileri, tiyatro oyunları, çağdaş ve geleneksel sanat sergileri, ustalarla yapılan atölyeler, söyleşiler, yöresel lezzetlerin öne çıktığı gastronomi etkinlikleri ve çocuklar için yüzlerce özel program. Festival boyunca müzeler ve ören yerleri gece 22.00'a kadar açık kalıyor; tarihî sokaklar, avlular ve meydanlar birer açık hava sahnesine dönüşüyor. Üstelik birçok etkinlik ücretsiz ve herkese açık.
Her şehir bu sahneye kendi ruhunu katıyor: Mardin taş evleri ve çok kültürlü mirasıyla, Kayseri Erciyes'in gölgesinde, Manisa köklü gelenekleriyle, Malatya kendi renkleriyle festivale damga vuruyor. Bu zenginlik, festivalin Avrupa Festivaller Birliği (EFA) üyeliğiyle uluslararası bir kimlik kazanmasını da beraberinde getirdi.
Bu tablonun arkasında devletin kararlı desteği kadar; ülke sathında özveriyle çalışan organizasyon ekipleri, sanatçılar, yerel yönetimler ve gönüllüler var. LunaPorta olarak, kültürü ülkenin her köşesine ulaştıran bu ortak emeği değerli buluyoruz. Bir şehirde perde açıldığında sahnede yalnızca bir performans değil; o şehrin hikâyesi, emeği ve kültürel mirası da izleyiciyle buluşuyor.